Başarılı Sporcu Sinan Güntekin ile futbol ve spor yaşamını konuştuk!

Röportaj / 07.06.2021
Başarılı Sporcu Sinan Güntekin ile futbol ve spor yaşamını konuştuk!

Sinan Güntekin… Yüzme, boks, kick boks, taekwondo, kick boks branşlarında ve zayıflama, sıkılaşma, atletik performans geliştirme, kas yapısını arttırma gibi konularda özel dersler veriyor. Spor yaşamı ve kariyeri dışında ikinci üniversite olarak da Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde Uluslar arası İlişkiler Bölümü’nde eğitimimi devam etmekle…

Hemen sözü Sinan Güntekin Bey’e bırakalım!

Öncelikle Sizi tanıyabilir miyiz?

Merhaba… Ben Sinan Güntekin.  15 Mart 1994 de Ankara’da doğdum. Asıl memleketim Erzincan fakat sadece bir kere görmek nasip oldu. Babam 16 yaşında Erzincan’dan Ankara’ya çalışmaya gelmiş. Esnaflık yapan bir ailenin çocuğuyum. Farklı okullarda eğitim görsem de ikametim doğduğumdan beri Ankara’nın Keçiören ilçesinde geçti. 8. Sınıfı bitirene kadar 2 tane okul değiştirdim. Liseyi ise Bahçelievler Deneme Lisesi’nde okudum. Spor hayatım küçük yaşlarda başladığı için üniversiteyi de Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde Beden Eğitimi Öğretmenliği bölümü olarak tamamladım. Şuan yine kendi üniversitemde Spor ve Sağlık bilimleri alanında Yüksek Lisans yaparak eğitimimi devam ettirmekteyim. Aynı zamanda özel bir kolej de beden eğitimi öğretmenliği yapmaktayım.

Şuan sahibi olduğum ve işlettiğim İki tane futbol okulum var. Yüzme, boks, kick boks, taekwondo, kick boks branşlarında ve zayıflama, sıkılaşma, atletik performans geliştirme, kas yapısını arttırma gibi konularda özel dersler vermekteyim. Alanım dışında ikinci üniversite olarak da Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde Uluslar arası İlişkiler Bölümü’nde eğitimimi devam ettirmekteyim. Spora küçük yaşlarda Keçiören de futbol branşıyla başladım ve kısa bir süre içerisinde Gençlerbirliği altyapısına geçme şansım oldu. Ankara’nın köklü kulübü olan Gençlerbirliği’nde  3 yıl futbol oynama şansım oldu. Daha sonra yaşadığım bir sakatlıktan ötürü Ankara Demirspor ve Devlet Su İşleri kulüplerinde forma giydim. Bu sırada yan branş olarak taekwondo ve kick boks branşlarına devam etmekte idim. Üniversiteyi kazandıktan sonra aktif futbol yaşamıma son verdim ve antrenör olarak iş hayatına atıldım. Eryaman Vip spor kulübünde spor koçu ve yüzme antrenörü olarak göreve başladım. Daha sonra Batıkent Wind Life Spor Club da yine aynı pozisyonlarda görev aldım. Akabinde Keçiören Belediye sporda futbol antrenörlüğüne başladım ve gerekli kurslara giderek belgelerimi tamamladım. Şuan mevcut bulunan yüzme, futbol antrenör belgeleri ve spor masörlüğü lisansım bulunmakta. Aynı zamanda taekwondo ve güreş alanında lisanslı sporcu olarak bulunmaktayım. B1 seviye İngilizce bilmekteyim. Sürekli kendimi yenilemek ve eğitim almak en büyük hobim. Fakat boş zamanlarımda bağlama çalarak da başka hobiler ediniyorum.

Yaş – Boy- Kilonuz nedir?

Yaşım 27 boyum 1.80 kilom 89

Yaşadığınız / düzenli ikamet ettiğiniz şehir?

Ankara da yaşıyorum doğma büyüme Keçiörenliyim

Nerelisiniz?

Erzincan

İlgilendiğiniz spor dalı nedir?

Aslında tek bir spor dalı ile ilgilenmiyorum. Birçok spor branşında lisansım bulunmakta. İlk spora başladığım branş futboldur. Daha sonra taekwondo, kickboks, yüzme, güreş dallarında mücadele etme şansı yakaladım. Şuan hepsinin antrenörlüğünü yapmaktayım.

Yaptığınız spor dalı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Ana branşım futbol olduğu için onun hakkında bilgi vermek istiyorum. Futbol zaten global bir branş olduğu için hemen hemen tüm çevrelerce  bilinen bir branş. O yüzden ben bilinmeyen yönlerine değinmek istiyorum. Futbol hakkında ilk olarak şunu söyleyebilirim ki hem oyunculuk hem antrenörlük bazında dünyanın en zor mesleklerinden birisidir. Futbolcu iken takımın bir parçası olmak o mevkinin görev ve sorumluluğunu yüklenmek üzerinizde büyük stres yaratır. Antrenör iken ise tüm bir camianın görev ve sorumluluğunu yükleniyorsunuz. Yönetici, futbolcu, taraftar, aile… Bu sektörde başarılı olmak ve tutunmak istiyorsanız stres yönetiminiz iyi olmak zorundadır.

Bu sporu sevmenizde ki etkenler nedir?

Çok küçük yaşlardan itibaren başlamış olmam ve hayatımın bir parçası haline getirmem olabilir. Çünkü hayatla tanışmaya başladığımdan itibaren önümde futbol topu vardı ve hala önümde yuvarlanmaya devam ediyor. Bana mücadeleyi takımdaşlığı, paylaşmayı,  yenmeyi yenilmeyi,  pes etmemeyi, centilmenliği öğreten branş futboldur. Aynı zamanda bana birçok insan tanıma ve kapı açma fırsatı yaratan da bir branştır.

Bu sporun kolay ve zor yönleri nelerdir?

Sanırım en kolay ve keyifli yönü antrenman yapmaktır. Ama en zor yönü ise kesinlikle stresidir ve etkileşimli spor olmasıdır. Yani bir kişinin hatasının bedelini birçok insan öder bu da insan da ister istemez bir baskı yaratır.

Sizin için bu spor dalının bir erbabı olmanın önemi ve anlamı nedir?

Bu spor dalının erbabı olmak toplum tarafından sevilmenize ve saygı duyulmanıza yol açar. Çünkü bu noktalara gelene kadar çok dikenli yollardan çıplak ayakla geçmişsinizdir. Üstelik önünüzde duran birçok insana umut ve ışık olmuşsunuzdur. Sizleri rol model alan ve sayenizde motivasyonunu arttırıp daha çok çalışan insanlar takip etmektedir. Geniş kitlelere de hitap eden bir branş olduğu için etki alanı daha büyük olacaktır.

Bu spor dalı nasıl bir disiplin gerektiriyor? Antrenman rutininizi anlatır mısınız?

Kesinlikle sporun hangi dalıyla uğraşırsanız uğraşın belirli bir disiplin olmadan başarı yakalayamazsınız. Fubolda da keza öyledir. Beslenmesinden uyku düzenine kadar mental antrenmanından zihinsel antrenmanına kadar mutlaka ihmal edilmemesi gerekmektedir. Örneğin uykusuz bir şekilde antrenman yapılmaz, yapılırsa sakatlık olur. Doğru beslenme olmadan da yine öyledir. Antrenmandan 1-2 saat önce protein alırsak vücut bunu sindiremez ve performansına kötü etki eder. Antrenmandan önce karbonhidrat alınmalı sonrasında ise protein alınmalıdır. Antrenmanlarını aksatmamalı sporcu. Aynı zamanda bol bol kitap okumalı ve zihnini de her daim canlı tutmalıdır. Çünkü günümüzde artık sadece fiziksel değil mental olarak da çok iyi olmanız gerekmektedir.

Sporcuların ritüelleri ve takıntıları nelerdir?

Her sporcunun kendine özgü ritüelleri takıntıları totemleri uğurları vardır. Bunlar müsabaka öncesi sporcuya performansını arttırması yönünden motivasyon sağlar. Kimisi dua ederek çıkar kimisi sağ ayağı ile girer sahaya, kimisi hareketli müzik dinleyerek çıkar, kimisi daha rahatlatıcı. Hatta çoraplarını kesenlere bile şahit olmuşluğumuz vardır. Bunlar tabi ki çıkacak olduğumuz müsabakaya mental hazırlık eylemleridir ve bence sporcunun hayatında önemli bir yere sahiptir.

Bu spor alanını seçmenizin sebepleri nelerdir? Bu sporda nereye gelmek istersiniz?

Bu spora çok küçük yaşlarda başladım seçmemin sebebi ise tabi ki her çocuğun hayali olan futbolcu olmaktı. Evrensel bir branş olan futbol bugün hemen hemen her sokak arasında bir grup çocuk tarafından oynanır. Bizde sokakta başlayarak zamanla bu branşta kariyer yapma fırsatı bulduk. Tabi faal sporculuk döneminde istediğimiz noktalara gelemedik ama şimdi antrenör ve öğretmen olarak ileride bir çok başarıya imza atacak sporcular yetiştiriyoruz ve yetiştirmeye devam edeceğiz. tabi ki herkes mesleğinde pik noktaya ulaşmak ister. Benimde üst nokta olarak gördüğüm yer Avrupa da bir altyapıda altyapı sorumlusu olmak. Aynı zaman da üniversitede spor bilimleri alanında akademik olarak çalışmalar yürütmektir.

Spor yaşamanızda bugüne kadar elde ettiğiniz başarıları sıralar mısınız?

Gençlerbirliği U 15  Türkiye şampiyonluğu,

Okullar arası futbol turnuvası Ankara 1.liği,

Muay thai Ankara 1.liği 3.lüğü.

15 Temmuz yüzme yarışmaları 3.lüğü,

Üniversiteler arası bilek güreşi turnuvası 3.lüğü,

okul sporları kick boks Ankara 1.liği Türkiye 3.lüğü.

Okul sporları Eskrim Ankara ve Türkiye 1.liği

Bu spordaki başarılarınız maddi&manevi sizi tatmin etti mi?

Aslında bakarsanız iki yönden de tatmin etmedi. Nedeni ise gerçekten ülkemizde spora ve sporcuya değer verilmiyor olmasıdır. Özellikle maddi destek hiçbir şekilde yeteri düzeye gelemiyor ve sporcu istediği gibi beslenip istediği ölçüde sosyal aktivitesini yapamıyor. Üstelik hem aileler hem de diğer çevrelerce manevi olarak desteklenmiyor bu da sporcuyu psikolojik buhranlara itiyor ve hedeflerinden her geçen gün uzaklaşıyor.

Bu spor dalında gelecek hedefiniz nedir?

Gelecek hedefim Avrupa’nın örnek bir kulübünde altyapı sorumlusu olarak çalışmak ve aynı anda spor bilimi üzerinde akademik çalışmalar yürütmek. Daha sonra ülkeme dönüp ülkemin gençlerini bilgi birikimimle yukarıya taşımaktır.

Size göre kimler yani hangi profiller bu spor dalı ile ilgilenmeli veya ilgilenmemeli?

Futbol ile sadece belgeye sahip antrenörler ve spor yöneticiliği mezunu yöneticiler ilgilenmelidir.  Kesinlikle eskiden futbol oynamış olanlar direk antrenör yapılmamalı ve maddi yönden güçlü birisi ise yönetici yapılmamalı. Her işi ehline bırakmalıyız.

Bu spor dalı özelinde ülkemizdeki sporcuların genel sorunları ve çözüm yolları nelerdir?

Bi kere en büyük sorunumuz kesinlikle yetersiz spor tesisinin olmasıdır. Bugün koskoca Ankara’da altyapılar için belli başlı çok az sayıda saha vardır. Bundan dolayı tüm yaş gruplarının fikstürleri sıkışmakta maçlar alelacele oynanıp bitirilmektedir. Böyle olunca da sporcu iki sezon arasında çok beklemekte ve yetilerinin birçoğunu kaybetmektedir. İkinci temel büyük sorun ise maddi yetersizliklerdir. Aslında maddi yetersizlik demek yerine adil olmayan gelir dağılımı diyebiliriz. Çünkü kulüplerin eline bir şekilde para geçiyor ama bu sporculara ve teknik adamlara yansımıyor. Tabi bu söylediklerim alt yapılar ve amatörler için geçerli. Üst düzey liglerde oynayanlar bununla ilgili sorunları yaşamıyorlar. Yaşayıpta üst taraflara gelenler ise nereden geldiklerini unutuyorlar. Böylelikle alt taraf ile üst taraf arasına büyük bir kopukluk oluyor.

Bu spor dalı ilgilenenlere neler söylemek istersiniz, tavsiyeleriniz, önerileriniz nelerdir?

Sporcu arkadaşlara kesinlikle çok çalışmalarını ve ekstra idman yapmalarını şiddetle öneririm. Antrenör arkadaşlara ise mutlaka çok okumalarını ve sadece tek yönlü değil çok yönlü olarak kendilerini geliştirmelerini tavsiye ederim.

Bu spor dalı özelinde: spor yapmak veya öğretmek çerçevesinde Türkiye ne durumda?

Türkiye şuan futbolda orta sıralarda ama son dönemlerde gerilemeye başladı ve bu da ülkemizin bu branş açısından olumlu sonuçlar doğurmayacağının göstergesidir. Fakat biz genç nüfus olarak çok avantajlı ülkeyiz doğru eğitmenler ve doğru yatırımlar yaparsak futbolu el birliği ile yukarılara taşıyabiliriz.

Bu spor dalı özelinde başarılı olmak için eğitim almanın önemi nedir?

Eğitim her alanda önemli olduğu gibi futbolda ve sporda da göz ardı edilemez bir zorunluluktur. Mutlaka uzmanlar eşliğinde uzun süreçli tekrar eden eğitimlere devam edilmelidir. Çünkü spor her geçen gün kendini yenileyen bir şeydir ve biz buna ayak uydurmak zorundayız. Ayrıca eğitime ara vermek bazı niteliklerimizin körelmesine ve performansımızda olumsuz etkiye yol açacaktır.

Bu spor dalı ile uğraşmak isteyenler nereden başlamalı? Ve hangi ilkelere sahip olmalı?

Herhangi bir ilkeye sahip olmanıza gerek yok ama futbol branşına küçük yaşta başlanmalıdır. Size en yakın olan bir futbol okuluna gidip orada eğitmenler eşliğinde eğitim almalısınız. Yeteneğinize ve özellikle çalışma azminize göre de eğitmenler sizleri altyapılara yönlendireceklerdir. Fakat spora her yaşta devam edilmelidir. Çünkü sporun temel aracı insandır ve bedenidir. Bedenimize ihanet etmeyelim ve egzersizlerimizi ihmal etmeyelim.

Bu spor dalı ile uğraşmaya başladığınız yani ilk başladığınız dönem nelerle karşılaştınız?

Güzel dostluklar güzel arkadaşlıklar edindim. Sosyal bir ortamım oldu ve takımdaşlık ruhum büyük ölçüde gelişti. İlk çalıştığım antrenörüm başarılı birisiydi ve sayesinde bu işi yapabileceğime inandım.

Beslenmenizde nelere dikkat ediyorsunuz? Nasıl bir beslenme düzenine sahipsizin?

Abur cubur kesinlikle tüketmiyorum. Şeker alımıma dikkat ediyorum. Bol su içiyorum. Ara öğün mutlaka yapıyorum ve meyve, kuruyemiş gibi ürünler tüketiyorum. Kahvaltıda mutlaka yumurta yiyorum ve kahvaltı sofrasını zengin tutmaya özen gösteriyorum. Asitli gazlı içecekler tüketmiyorum. Kötü alışkanlıklarım yok. Protein karbonhidrat alımıma dikkat ediyorum. Kısacası beslenme alışkanlığımdan memnunum.

Bu spor dalı için hayatınızda vazgeçtiğiniz şeyler oldu mu? Ve tabi vazgeçemeyeceğiniz şeyler?

Vazgeçtiğim demeyelim de yön değiştirdiğim diyelim. Spora başlamadan önce okul hayatımda çok başarılı idim ve ilerde hukuk okumak istiyordum. Tabi günden güne maçların ve idmanların ağırlaşması sonucu okul hayatına çok fazla yoğunlaşamadım. Okula giderken spor çantasıyla 3 otobüs değiştirerek gidiyordum. Okuldan çıkıp antrenmana geliyordum. Akşam saati yine 3 otobüsle eve dönüyordum. Bunu da bünyem kaldırmıyordu tabi ve derslerin performansında gerileme oluyordu. Eğer spor yapmasaydım hukuk fakültesinde okuyup bir avukat olmak isterdim. Ama inandığım dava içinde vazgeçmeyeceğim hiçbir şey yoktur.

Bu spor dalı uğraşırken psikolojinizi nasıl yönetiyorsunuz?

Bunu yönetmek başta da belirttiğim gibi bir hayli zor. Zaten bunu yönetebilirsen başarı ardından geliyor. Ben kendimi sürekli geleceğe yönelik hayaller kurarak motive ediyordum ve bu acıları yaşamadan başarının gelmeyeceğine ikna ediyordum. Bundan dolayı her zorluğun üstesinden bir şekilde gelebiliyordum.

Bu spor dalı ile uğraşırken başınıza gelen ilginç bir anınızı anlatabilir misiniz? Okurlarımızla paylaşır mısınız?

Tabi anı diyince bir sürü şey geliyor insanın aklına ama benim için en önemlisi ve dönüm noktası olan olayı anlatmak istiyorum. Bir gün Gençlerbirliği’nde oynarken pilot takımımız olan Hacettepe ile hazırlık maçı yapıyoruz. Ben sağ bek mevkisinde oynuyorum. Gayette güzel oynuyorum o gün. Bir pozisyon oldu top ortada kaldı bende ayağımı, kafamı hiç sakınmam atarım öne, rakip orta saha oyuncusu boşta kalan topa vuracakken bende ayağım içini öne koydum.  O anda top aramızda kaldı ve vuran futbolcunun o sert tekmesiyle benim ayak bileğim döndü. Sakatlanıp oyundan çıkmak zorunda kaldım ve çıkış o çıkış. Bir sene boyunca spor hayatıma ara vermek durumunda kaldım. Benim için kötü bir anı belki o sakatlık olmasa şuan daha farklı yerlerde olabilirdik. Demek ki bizimde yolumuz böyle çizilmiş diyelim.

Ailenizde sizden başka sporla ilgilenen kimse var mı?

Büyük kuzenim ailede spora ilk başlayandır. İki kuzenim lisanslı futbolcudur. Kardeşim ise bir dönem spor yapıp bırakmıştır.

Bu spor dalı dışında başka uğraşılarınız var mı?

Çok fazla uğraşım var. Mesela makale yazıyorum ve bilimsel araştırma yapıyorum. Yan dal olarak uluslar arası politika ile ilgiliyim ve bunun üzerine kısa deneme yazıları yazarım. Dil öğrenmeyi çok severim.

Hobileriniz nelerdir?

En büyük hobim bağlama çalmaktır. Boş zamanlarımda onunla vakit geçirmek tek vazgeçilmezimdir. Ayrıca dost meclislerinde eş, dost, akraba ile bir araya gelmek koyu Fenerbahçeli ve aile üyelerimizin çoğu da Fenerbahçeli olduğu için maçlarını hep birlikte izlemekte yine hobilerim arasındadır.

Nasıl bir gelecek hedefiniz var?

Gelecek hedefim şuan için akademik kariyer ve Avrupa odaklı bir antrenörlük yaşamı. Fakat orada ki bilgi birikimimle ülkeme dönüp bizim evlatlarımıza faydalı olmak en büyük hayalim.

Pandemi süreci Sizi nasıl etkiledi?

Pandemi sürecinde hem futbol okulları hem normal okullarımız kapandığı için çocuklarımızdan uzak kaldık ve onları çok özledik.  Ama bu süreci onlar için okumaya ve kendimizi geliştirmeye adadığımız için dönüşümüzde muhteşem işler yapacağımıza inanıyorum.

Eklemek istedikleriniz…

Böyle bir röportaja aracı olduğunuz için sizlere teşekkür ederim. Umarım bizden sonra geleceklere ışık olabilmişizdir.

Teşekkürler, Sinan Bey…

E-Bülten